Isınma Turları
Yaklaşık iki aydır öldürmeyen, süründürmeyen ama yaşam kalitemi çok bozan dandik hastalıklarla uğraşıyorum. İlaca 200 liradan fazla harcadım, doktora da (harcadığımız benzini de sayarsak) en a 550 lira harcadım. 100 euro bile değil aslında. Keşke euro’yla kazanıp tl ile sağlık harcaması yapsak. Tübitak projesi bitti ama proje henüz tamamlanmadı. Önümde baya bir iş yığılı. Bu kur dalgalanmasından sonra Türkiye’de satamayacağımı bildiğim bir ürünü geliştirmeye çalışıyorum. Aslında bir bakıma boşa uğraşıyorum. Şirket bu sırada eksi yazmaya da devam ediyor. 1512 için iş planı hazırlarken ve projeye ilk başladığımda var olan içimdeki heyecan artık yok. Ülkenin gidişatından sorumlu insanlar ufak ufak ülkenin gidişatının gidişat olmadığını anladılar ama sorumlusunu (biraz da içgüdüsel bir suçlulukla) hala anlayamadılar. Bu anlayamamazlık içinde biz telef oluyoruz. Kendimi sürekli yorgun ve uykulu hissediyorum. Gerçekten fiziksel olarak bu vaziyette olduğumdan değil tabi. Bodrum’a taşınalı tam 2 yıl olacak yarın. Eğer taşınmayıp İstanbul’da kalsaydık heralde şimdiye çoktan yurt dışına taşınmıştık. Buranın (en azından kışları) sakinliği bizi de sakinleştirdi. Gerçi ben artık sakin kalamıyorum. Benim gibi kontrollü sakin bir insanı bile çileden çıkarttılar. Vulcan’lıdan Klingon’luya dönüştüm şu iki yılda. Ben böyle dönüşürken diğer insanlar da yerinde durmadı aslında. Git gide stresimizin artması da bu yüzden sanırım. Ülkenin hali kötüleştikçe insanlar da kötüleşti ve sertleşti. Yakın gelecekte bu konu hakkında olumlu bir gelişme beklemiyorum. Nasıl olur da bi ülkedeki insanlar asgari koşullarda dahi birbirini boğazlayacak kadar birbirinden uzaklaşır sorusunun cevabını malesef bilmiyorum ama süreci an be an izledim. Bizim nesle de yazık oldu.







