İstanbul Koyu Mavi

İstanbul günlüğüm

Ben Kimim  Sosyal Medya  İletişim  
Ask me anything

travelingcolors:

Melkwegbridge by NEXT Architects, Purmerend | The Netherlands

'Melkwegbridge' by NEXT architects is a continuation of Melkweg, which is part of the Kanaalsprong Master Plan and connects the Weidevenne district to the historical city centre of Purmerend. the paths were separated into two, one for pedestrians and the other for cycling. Citizens cross the canal by a high arch which reaches a total height of over 12 meters making the bridge more than just the fastest possible crossing, it becomes an end and an attraction.

(Source: travelingcolors)

İş Çıkışı İstanbul Tasviri

17:45’te servis kalkıyor. Normalde Beşiktaş servisine binip evimin dibinde iniyorum ama bugün trafik sex olduğu için Maltepe’ye kadar servis, oradan metro ile Kadıköy, vapurla Beşiktaş ve Abbasağa parkının içinden yürüyerek ev rotasını seçtim. Yol uzuyor genelde süre de uzuyor ama daha keyifli bir yolculuk oluyor. Boru değil 50 km. Rotada İstanbul ile ilgili yorumlarım şöyle gelişiyor genelde:

Çalıştığım yerden Maltepe metro girişine kadar uykuyla karışık küfrediyorum çünkü Yeni Türkiye de denilen gudubedin içinden geçiyoruz. Yeni Türkiye dediğin de bildiğin betona aşık ve ahlaksız iki yüzlü insanlarmış. Neyse. Metro yolculuğu iyi geçiyor. Birbirine saygı duymayan, sürekli acelesi olan büyük şehirli kekolara rağmen nispeten Yeni Türkiye’den uzağız. Metrodan vapura biniyorum ki bence İstanbul’un en güzel yeri Kadıköy-Beşiktaş vapuru. Bir keyif alıyor beni tiril tiril görsen bin atlıdan daha şenim. Vapurdan iner inmez Yeni Türkiye’nin Beşiktaş’ta da yerini aldığını görüyorum. Tomalarıyla, otobüsler dolusu polisleriyle ve kaldırıma hunharca parkedilmiş polis otolarıyla arz-ı endam ediyor Yeni Türkiye. Neyseki güçleri çarşıya yetmiyor. Çarşı artık hafta içi bile kalabalık ama görece (İstanbul şartlarında) huzurlu. Çarşıdan sonra sert bir bayırla Abbasağa parkına çıkıyorum. Yolun vapurdan sonra en keyifli yeri. Kedilerle köpekler birlikte takılıyor. Bazı çiftler, çoğu yalnızlar ve türlü türlü diğerleri sakin sakin ağaçların altında keyif yapıyor. Eve huzurlu gelebilmemin yegane sorumlusu değil fakat payı büyük Abbasağa parkının. Keşke Yeni Türkiye dedikleri Abbasağa parkı gibi olsaydı. Olmadı. Muhtemelen olma şansı da kalmadı.

Saatli Bomba veya Karışık Çalma Listesi

Şarkı listesi bitince yazıyı bitireceğim lakin yazı o kadar sürebilir mi bilmiyorum. Uzun zaman oldu yazmayalı. Dahi anlamında de’yi ayırırım ayırmasına da (ahanda) bu yazıyı nasıl toparlarım bilemiyorum. Biraz sulugöz sayılırım. Gözlerim dolar falan ama kendimi tutamadığım hıçkıra hıçkıra ağladığım tek zaman dilimi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bahçesindedir. Gerçi ismi tam olarak böyle mi bilemiyorum ama işte nereyi kastettiğimi Teknoloji buralara gelmese ben yine yazar mıydım? Yazsam da işe yaramayabilirdi. Yazdıklarım işe yaradı mı bilemiyorum gerçi ama en azından Tumblr mesaj işime yaradı. Ben niye Cerrahpaşa dedim ya? Heaa doğru tamam niye ağladığımı anlatacaktım. Cerrahpaşa’ya ilk gidişimden 6 gün sonra, Murat Karaçorlu’nun dükkanına gidişimden bir gün sonra, Dünya Göz’e geri dönüşümden de bir gün önce (mesela orada 6 değil altı yazmalıydım. Ya da bir gün değil 1 gün. Tam emin değilim ama öyle bi’şeylerdi.) Cerrahpaşa’da Hüseyin Yetik’e muayene oldum. Bir gün önce Murat Karaçorlu sen başını görürsün o gözle nereye görüyon tavuk mu görüyon al bunu gör (((o) deyip yollamıştı bizi. Hüseyin hoca tam tersini söyledi. Aslında aynı şeyi söylediler de Hüseyin hoca sıfıra sağdan (sözelciler anlamaz diye şeyapıyorum. Pozitif taraftan) yaklaştı. Gözümün görmemesi fikrine alışmış, lojik 0 benim için normalleşmişken bir anda analog 2,2 değeri olabileceği fikri beni hüngür hüngür ağlatmıştı. Garip tabi. Ali İsmail için de ağladım ama kendimi tutmayı bildim. Belki tecrübe kazandığım için oldu onu bilemiyorum. Sahi gezide gözünü kaybeden insanlara ne oldu? Ayıp oldu. Piii nerelere geldim. Hüngür hüngür ağlamamı anlattım ama aslında başka bir şey anlatacaktım. Heaa saatli bomba diyordum. Bomba imha zor iş. Zor ama şekli büyük. Ne iş yapıyorsun? Bomba imha robotuyum. Robotu değilim insanıyım. Daha robotlar gelmedi bize. Ben yapacaktım bir ara ama biz ara eleman olduğumuzdan yapamadım. Bu sayede Kanada’ya falan göçebiliriz bu arada. Efso olur. O da bir başka yazının konusu. Neyse. O filmlerde kırmızı mı mavi mi diye kasıyorlar ya hani. Enerjiyi kesmek yeterli aslında. Zira enerji olmazsa tetikleme olmaz. Tetikleme olmazsa patlama olmaz. Patlama olmazsa bomba olmaz. Anca lokum olur. O da tadımlık olur. Kırmızı mı Mavi mi? Ulan dallama ya bombayı yapan adam renk körüyse? Nabıcan o vakit? Şekil yabmıcan. Edebinle ya enerjiyi kesicen ya da oturup patlamayı en güzel yerden izlicen. Sen 30 saniye tilivizyona çıkıcam diye enerjiyi kesip akşam evde koltuğunda izlicen ama. Ben biliyorum. Çünkü Ar-Ge mühendisi olmak bunu gerektirir. Her boku bilirsin ama kart niye kısa devre yaptı bilemezsin. Anca en ön sırada oturup emek emek uğraştığın kartın yanmasını izlersin. Alt metin aramoayın. Bugün ne yaşadığımı anlatıyorum. Oğuz Atay değilim olm ben. Oğuz Atay’ın onda biri olsam şimdi istifa mailini atar (maille istifa oluyodur heral?) yarın yazmaya başlarım. Onu beceremediğim için yarın 50 km yol gidip -sanki yürüyorum- Ar-Ge yapacağım. Muhakkak bi’şeyler yapacağım. Mühendisin yazı yazanı da pek bir sıkıcı oluyor. Hayatımda çıktığım ilk bisiklet turunu kendimdem sıkıldığım için bıraktığımı anlatmış mıydım? Yok anlatmadıysam bir ara şeyapayım onu. Dos Gardenias çalıyor. Dos Gardenias çalarken çok korkuyorum. Dos Gardenias güzel şarkı. Dos Gardenias dinleyin. Buena Vista Social Club’tan Dos Gardenias’ı dinleyin. Mis gibi şarkı. Ne zaman Bunea Vista Social Club dinlesem Neşet Ertaş tadı alıyorum. Behzat Ç.’yi niye bitirdiniz la? O değil de benim Kırşehir’li arkadaşlarım var. Biri otuzu devirdi diğeri bizim okulda yükseğe başladı. İyiydik bir zamanlar. Bu da bir başka yazının konusu. Zaten her şey bir başka yazının konusu. Free Bird çalıyor. Yeni evli arkadaşlarımın düğün davetiyesindeki davet yazısı için bu şarkıdan ve Dos Gardenias’tan alıntı yapmıştım. Dos Gardenias güzel şarkı. Korkuyu beklerken okurken dinlerseniz daha da acayip. Bu gecelik bu kadar yeter. Belki çarşamba günü Kireçburnu’nda gerisini şeyaparım. Malum yayın var. Ne yayını olduğunu bilen bilir. Bilmeyen de bilmesin çok da matah değil. Maksat gün yapmak zaten. Şarkılar bitmedi ama ben yine kendimden sıkıldım. Bir ara tekrar yazarım artık. İyi geceler ve günaydın okyanus ötesi.

Yorgunluklar vardılar, fakat ümitsizlik yoktular.

Tehlikeli Oyunlar - Oğuz Atay

nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. çünkü kötü insanların türküleri yoktur

Neşet Ertaş

Ben yedi buçuk milyara zaman bile öldürmem

Ahmet Nas

YouTube'da "Jedna fotografija dnevno u najgoroj godini života…" adlı videoyu izleyin 

Jedna fotografija dnevno u najgoroj godini života…:

Islandım: Jaguar Virtual Windscreen

(Source: youtube.com)

V for Vendetta'dan Niyazi Mısri'ye 

gregorumsamsam:

Niyazi Mısri Hazretleri’nin İrfan Sofraları kitabının en bilinen bölümlerinden biri Beşinci Sofra imiş. Bunu kısa bir google aramasından anladım. Demek ki kitabı okumakta hayli gecikmişiz.

Neyse konuya döneyim. Hazret Beşinci Sofra’da Arapça, Farsça ve Türkçe’den üç tane beyit aktarıyor:

"Ey…

More Information