Yekta Kopan - Birde Baktım Yoksun
“ Hep aynı şeyi yaptın, bir şeylerin biraz ters gitmeye başladığını hissettiğin anda kendi dünyana kaçtın. Bazen ne düşünürdüm biliyor musun? Sanki bilmediğim bir yerde bir dünyan vardı senin. Hani böyle fantastik filmlerde olur ya, konuşan ağaçlar, takım elbise giymiş tavşanlar, kendi kendine yazan kalemler… Anladın işte. Belki de o çocuksu hallerin yüzünden böyle düşünüyorum. Benim her gün kavga dövüş içine daldığım gerçek hayat ne zaman üstüne gelse oraya kaçardın işte. Hem de beni yanına almadan. Gitmen değildi beni üzen, beni de götüremeyecek kadar korkak olmandı. ”
Yekta Kopan - Birde Baktım Yoksun
Yekta Kopan’ın ‘Birde Baktım Yoksun’ adlı kitabını okumaya başladım geçenlerde. Başlar başlamaz bir arkadaşımı istemeden çok güzel eleştirmiş*. Ahanda alıntıyı yazıyorum buraya:
…
Âlim ile taş taşırken bile lak lak ettin, durmadı o çenen. Bir de kendince bahane bulmuşsun gevezeliğine ‘Ben sesli düşünüyorum, kafamdan geçenleri içimde tutamıyorum,’ diye. Tut! İçinde-kıçında nerende tutarsan tut, ama tut. Beyin ishali olmuş gibi vır vır vır… Hayatta bir ağırlığın olsun. Birde yazan-çizen adamım diye dolanıyorsun. Yazık! Çok yazık!
…
* Aslında o arkadaşım dışında bir kişi daha eleştiriliyor. Kim olduğunu tahmin edene çay.
Berbere git.
Bozuk harddiskteki dosyaları kurtar.
Kosgeb ve Teknogirişim sermayelerini araştır.
Bi çay koy.
D&R’a git oyun al.
Marketten kontör yükle.
Koyduğun çayı ısıt iç.
Az önce Twitter’da “Vize ve final dönemleri insanların en yaratıcı dönemler. 9gag ve Tumblr’da neler dönüyordu şimdi neler var” diye bir twit attım ve 9gag’de bunu buldum.
Bir kaç saat yağan karla felç olan İstanbul bir sonraki gün nispet yaparcasına güneşliydi. Benim Kadıköy’de işlerim olduğu için sınav sonrası Kadıköy’e geçecektim. Fatih ve Musa’da benimle birlikte Kadıköy’e geldiler. Otobüsle gitmek yerine yolumuzu uzatıp vapura binmeye karar verdik. Martılara simit atarken aklıma “la acaba bunlar direk elimizden alır mı bu simidi” sorusu geldi. Hemen denedik benim elimden aldı. Hatta önce benim parmağımı ısırdı sonra simidi aldı. Sonra Fatih elinde simitle martılara uzandı ve EVREKA! Bu güzel fotoğraf ortaya çıktı.
Artist Kevin Henry shows off how much of an impact vehicles have in a lot of our favorite films. Check out more of his excellent / minimalistic posters here.
Movie Car Posters by Kevin Henry (Facebook)
Via: svalts
Elin oğlu ne güzel çözmüş olayı. Keşke şu işi Türkiye’de de yapabilseler. Duble yollar bitince buna başlarlar artık.
Yıldız Tornavida dergisi hayatımı etkileyen en büyük olayların başında gelir. Yıldız Tornavida 3 yıl önce yayın hayatına başladı.
Paint’ten başka tasarım programı bilmeyen, -de -da eklerini ayıramayan (gerçi onu bi ben bilmiyordum başkasına şeyapmayayım) daha önce hayatında dergiyle uğraşmamış 4 kişi neden nasıl bilmiyorum dergi işine girdik. Saatler süren toplantılar, diğer komitelerle ve yönetim tayfasıyla yaşanan soğuk (bazen sıcak) savaşlar hayatımızdan eksik olmadı. Kıçıkırık röportajı ekerek ilk editörümü ağlatan dingili mesela hiç unutamam. Ya da torpille bir yerlere gelip dergi hakkında ileri geri konuşan, dergiye hakaret eden ve sonra basımına engel olmaya çalışan öküzü de keza unutamam. İnsan beyni kötü anıları unutma eğilimindedir.* 3 yıl boyunca aklımda dişe dokunur 2 olay kalmış. Buna karşın dergiyle ilgili yaşadığımız binlerce şey anlatabilirim. Toplam= iyi + kötü formülünden yola çıkarak; Toplam - kötü = iyi diyebiliriz. Bu taktirde 1000-2=998 yazabiliriz. Enerji dağıtımı ders notları gibi bir yere gidiyorum. Toparlasam iyi olacak.
İşin gerçeği nasıl toparlayacağımı bilemiyorum. Bu dergiyle ilgili söyleyeceğim, anlatacağım çok şey var. Çünkü bu dergi hayatımın üç yılının büyük bir bölümünü ifade ediyor. Olaylar, insanlar, yaşamlar, anılar, kelimeler… Geriye dönüp baktığımda pişman değilim diyebiliyorum kendime.
Dergi diye girdim kendi hayatımdan bahsetmeye başladım. Geride bıraktığım üç yıl için derginin yeri büyük dedim ama tamamı demedim. (diyemem) Geri kalan zamanı uzun uzun yazmaya ihtiyaç duymuyorum. Tek kelime ile ifade edebilirim, etmiyorum.
*bu sözün kime ait olduğunu bilene çay.
Not: @handebalkan ve @ramazankilimci beni bulun alayım artık çaylarınızı. Benim içime dert oldu yeminlen.